8 Mart 2018 Dünya Emekçi Kadınlar Günü TÜKD Etkinlikleri

TÜRK ÜNİVERSİTELİ KADINLAR DERNEĞİ ÇOCUK İSTİSMARINA DEĞİNDİ

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD ) Genel Başkanı Prof. Dr. Gaye Erbatur ve Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD ) Gaziantep Şube Başkanı Ayla Fazlı’nında destek verdiği Çocuk istismarıyla ilgili yaptıkları yazılı açıklama ile “Çocuk istismarına” dikkat çektiler. Başkanlar, 8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısı ile de “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nü kutlayarak, açıklamalarında şu ifadelere yer verdiler.

Ayrıca (TÜKD ) Gaziantep Şube Başkanı Ayla Fazlı, Gaziantep şubesi olarak “Sürdürülebilirlik” alanında dünyada 10 kadından biri seçilen ve Uluslararası WSLA ödülüne layık görülen danışman, aktivist, toplum örgütü lideri, girişimci Gaziantepli Sayın Dr. Duygu Erten’in katılımı ile gerçekleştirecekleri “Sağlıklı Yaşam için İklim Değişikliği ve Yeşil Binalar” konulu sohbet gerçekleştireceklerini ve herkesin davetli olduğunu açıkladı.

İşte o program;

İşte, başkanlar Erbatur ve Fazlı’nın “Çocuk İstismarıyla ilgili yaptıkları o açıklama;

“Türkiye Millet Meclisinin Sayın Vekilleri ; 1949 yılında Türkiye Cumhuriyetinin ilk ve önder üniversite mezunu kadınları tarafından kurulmuş olan Türk Üniversiteli Kadınlar Derneğimiz (TÜKD ), Türk kadınının ve ülkenin gelişimine katkıda bulunmayı Misyon edinmiş olup, 24 Şubemiz bulunmaktadır.

Edindiğimiz Misyon çerçevesinde ülkemizde özellikle kız çocuklarımıza yönelik istismarın son yıllarda artarak çoğalması, bilinen İstismar Vak’a sayısının 40.000 lere ulaşması bizleri derinden yaralamış, Şubelerimiz nezdinde etkisi yıllar süren bu sorunu önlenmek amacıyla, Ailelere yönelik Eğitim Programları, geniş katılımlı Konferanslar, Seminerler düzenlenmiş, basın açıklamalarıyla daha geniş halk kitlelerine ulaşılmaya çalışılmış, ilgili Kurum ve Kuruluşlar harekete geçirilmiştir.
Konunun takipçisiyiz ve var gücümüzle çalışarak, aileleri bilinçlendirerek, ilgili kurum kuruluşları harekete geçirerek, yasal düzenlemeleri tarafınızdan çıkartılması için kamuoyu oluşturarak ve bu önemli gündemin kaybolup gitmesini, unutulmamasını, saptırılmamasını sağlayarak durdurmaya kararlıyız.

Özellikle kız çocuklarımıza yönelik istismarı, Anayasamızın 41, 44, ve 61 inci maddelerine, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna, 2011 yılında imzalanan İstanbul Sözleşmesi, ülkemizin de taraf olarak imzaladığı 1995’de Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren BMGK “Çocuk Hakları Sözleşmesi” hükümlerine uygun hareketle durdurabileceğimiz gibi siz sayın Vekillerimizin konuya gösterdiği hassasiyet, uyumlu yasaların çıkarılması, kararlı takibi ile hep birlikte başaracağımıza inanıyor, aşağıdaki konulara bir kez daha dikkatlerinizi çekmek istiyoruz ;

Öncelikle çocuğun istismarı durumlarında 12 yaş ayrımı son derece hatalı bir tespit olacaktır. Çocuk 18 yaşına kadar çocuktur. Nitekim ülkemizin taraf olduğu Uluslar arası sözleşmeler de 18 yaş sınırını kabul etmiştir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinde belirtildiği üzere “çocuk” 18 yaşından küçük herhangi bir birey anlamına gelecektir. İç hukuk üstünde tutulan bu sözleşmeler itibar edilmeli ve 18 yaşın altındaki tüm cinsel istismarları çocuğun cinsel istismarı olarak kabul edilmelidir.

Cinsel istismar vakarlında, cocuğun rızası olduğu kabul edilemez. Reşit olamayan bir ve kandırılmaya müsait bir bireyin rızasından söz edilemez. Reşit olmayan ve henüz fiil ehliyetine sahip olmayan bu mağdurların rızası olduğu hiçbir durumda düşünülemez.

Çocuğa yönelik istismar vakalarında kayıtlar ciddiyetle tutulmalı, faillerin de, suçu işleyenlerinde sürekli takibi ilgili Kurumlar arası işbirliği içinde yapılmalıdır.

Çocuğa yönelik istismar vakalarında faillerin, suçu işleyenlerin, içinde bulundukları aileleriyle birlikte, ASP Bakanlığı, Denetimde Serbestlik Koruma Kurulları, Sağlık Bakanlığı “Aile Danışmanlarınca” yaşam boyu süren periyodik Terapilere tabi tutulmalıdır. Her failin, suç işleyenin aileleriyle birlikte Terapileri yasal zorunluluk haline getirilerek, Seans Raporları faillerin, suçu işleyenlerin Mahkeme Dosyalarına gönderilmeli, bütün bu işleyişle ilgili mevzuat, gerekli düzenlemeler tarafınızdan ivedilikle yapılmalıdır.

ASP Bakanlığınca Ailelere yönelik İstismara karşı “Aile Eğitim Programları”, Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği içinde okul öncesi ve okul çağı çocuklarımızın ailelerinin tamamını kapsayacak şekilde uygulamalıdır.

Çocuk istismarı vakalarında Failler tutuklu yargılanmalı, iyi hâl indirimleri asla söz konusu olmamalı, en ağır cezalar verilmelidir.