24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması Basın Duyurusu

TÜRK ÜNİVERSİTELİ KADINLAR DERNEĞİ

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması Basın Bildirisi

Milletçe büyük sınavlardan geçtiğimiz bu günlerde, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş Belgesi olan Lozan Anlaşmasının önemi, Sevr Anlaşmasıyla ortaya çıkmaktadır.

Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti delegesi olmaksızın, 18-26 Nisan 1920 tarihleri arasında İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı Devleti’ne kabulü için ültimatom olarak verilmiştir.Sévres hükümlerine göre Türklere bırakılan topraklar; Anadolu’nun yaklaşık dörtte biri kadardır.

Tamamı 433 maddeden oluşan bu antlaşma ile Osmanlı Devleti, kendi ölüm fermanını imzalamış bulunuyordu. Buna göre; Osmanlı ülkesi, İstanbul şehri ile Batı Karadeniz ve İç Anadolu’ya sıkışmış küçük bir toprak parçasından ibaret olacaktı. Asırlardır Türk yurdu olan Doğu Anadolu’da Ermeni ve Kürt devleti kurulacaktı. Bunun dışında kalan Türk toprakları, İtilaf Devletleri tarafından paylaşılacaktı. Türk ordusu terhis edilerek, çok az sayıda jandarma bırakılacak; Boğazların idaresine el konulacak; azınlıklara Türklerin millî bütünlüğünü zedeleyici her türlü haklar tanınacaktı. Kapitülâsyonlar, muhtevaları ve uygulanan ülkelerin sayıları genişletilerek devam ettirilecek ve Osmanlı Maliyesi denetim altına alınarak, İtilaf Devletleri tarafından idare edilecekti.

Lozan Barış Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş belgesidir. Ayrıca, Türklerin imha planı olarak bilinen Sevr Antlaşması’nı geçersiz kılan, Türklerin Anadolu’da imha edilemeyeceğini dünya kamuoyuna kabul ettiren ve Anadolu’nun tapusunun Türk milletine ait olduğunu “zorla” kabul ettiren siyasî belgedir.

“Yeni Türkiye”nin temel taşı olan Lozan Anlaşması, Millî Mücâdele sonucunda, takriben 8 ay devam etmiş ve konferansın 4 Şubat 1923′te kesintiye uğramasıyla iki safhada gerçekleşmiştir. Bu müzâkerelere Amerika ve Rusya müşâhid sıfatıyla katılmış, Bulgaristan ise, Ege Denizi’ne bir mahreç (çıkış yeri) talebi dolayısıyla zaman zaman dahil olmuştur. Bu sûretle, Türkiye ve karşısındaki devletlerarasında cereyan eden müzâkereler sonunda tâ 1911 Trablusgarp Harbi’nden beri ihtilâflı olan pek çok mes’ele değerlendirilmiş ve karara bağlanmıştır.

Lozan Antlaşması, Türkleri Avrupa’dan, Balkanlar’dan ve Anadolu’dan atma planı olarak adlandırılan Şark Meselesi ya da Doğu Sorunu’nun (Türk Meselesi) siyasi belgesi olan Sevr Antlaşması’nın sonunu getiren ve Türklere Anadolu’yu ebedi yurt yapan bir Antlaşmadır.

Lozan bir yönüyle de milli egemenliğe dayalı demokratik rejim olan Cumhuriyet’e gidişin kilometre taşıdır. Lozan’a giderken saltanat kaldırılır ve Osmanlı Devleti hukuken sona erer. Cumhuriyet’in ilanı için de Lozan’ın imzalanması beklenir. Bu durumda Lozan, Saltanat ile Cumhuriyet arasındaki köprüdür.

Sevr tasarısı, bir haftalık kısa bir sürede ve Osmanlı delegesi olmaksızın hazırlanırken  Lozan Antlaşması dokuz ay süren hummalı çalışma ve çekişmeler sonucu elde edilmiş bir zaferdir. Nitekim Atatürk,: “… Lozan barış masasında ele alınan meseleler yalnız üç dört yıllık yeni devreye ait ve onunla sınırlı kalmıyordu. Yüzyılların hesabı görülüyordu. Bu kadar eski, bu kadar karışık ve bu kadar kirli hesapların içinden çıkmak, elbette, o kadar  basit ve kolay olmayacaktı.” Demiştir.

Dokuz aylık zorlu mücadele sonucu Misak-ı Milli (Hatay, Musul ve boğazlar hariç) büyük oranda masada rakip devletlere ve dünyaya kabul ettirilir. Lozan ile bağımsızlığımızı ve sınırlarımızı tespit ettiğimiz gibi İstanbul ile Trakya’yı savaşmadan elde etmeyi başardık.

Ayrıca Lozan Barış Antlaşması esaret altındaki Müslüman liderleri de gururlandıran bir antlaşma olmuştur. 28 Temmuz 1923 tarihli The Times Gazetesi’nde  Hindistan Müslümanlarının liderlerinden Ağa Han şu ifadeleri kullanacaktır: Tarihte ilk kez bir İslam ulusu tarafından kesin eşitlik esasına dayanarak Batı’nın yüce devletleriyle bir antlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşama Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın sarsılmaz önderliğinde ve İsmet Paşa’nın sabırlı diplomasisine verilen krediyi yansıtır. Türk ulusuna sağlamış olduğu özgürlük bir bütündür.” Lozan Antlaşması, Doğu (mazlum)’nun Batı (emperyalizmin) karşısındaki zaferidir. İzvestiya (SSCB) Gazetesi bu durumu şöyle tespit eder: “Lozan yalnız Türkler için değil, doğunun tüm halkları için bir zaferdir.”

Türkiye’nin bağımsız ve eşit bir devlet olarak uluslararası topluma kabul edilmesi sağlayan Lozan Antlaşması, bugün de yürürlükte olan bir uluslararası antlaşmadır.Lozan Barış Antlaşması imzalanmasaydı, Sevr Antlaşması yürürlükte kalacaktı ve Osmanlı Devleti ekonomi ve siyasi açıdan tam bir sömürge devleti olarak ortaçağ karanlığında debelenecekti. Osmanlı devletinin imzaladığı son anlaşma olan Sevr Antlaşması yürürlükte olsaydı, bugün ülkemiz Ortadoğu ülkeleri seviyesinde olacaktı. Tam bağımsız bir devlet kurma onuruna Türk Milleti, Lozan Barış Antlaşması ile ulaşabilmiştir. 93.yılını kutlayacağımız Lozan Bağımsızlık Anlaşması, kapitülasyonları da kaldırarak Anadolu’nun topyekün yaptığı Milli Mücadele sonucunda yapılan anlaşmayla zaferle taçlandırılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti, varlığını Lozan’a borçlu olduğu için hem Cumhuriyetimizi hem de Lozan’ın kazanımlarını sonsuza kadar yaşatmak zorundayız. Lozan Barış Antlaşması ile Misak-ı Milli’yi temelinde Milli Mücadele’yi başarıya ulaştıran ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere milli mücadele kahramanlarına saygıyla hatırlamak hepimizin vefa borcudur.

Lozan Anlaşması güzel vatanımızı parçalayıp bölmek amacıyla hazırlanmış olan sevr anlaşmasını ortadan kaldırmıştır. Ülkemizin içinde bulunduğu durum Demokrasi ve milli mücadele karşıtlarının girişimleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde sevr öncesi koşullar yaratılarak Sevr anlaşması canlandırılmaya çalışılmaktadır. Lozan’ı hazmedemeyen o günün emperyalist güçleri ve içeride Milli Mücadele’ye  karşı olan örtülü Sevr destekçilerinin Sevr ve BOP haritalarıyla bu günkü savaşı devam ettirmekte olduğu görülmektedir. Lozan Anlatmasının, milli birlik ve beraberliğin, demokrasi ve laikliğin önemi bir kez daha açıkça ortadadır.Demokratik ve laik bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimize yönelen  her türlü gerici, bölücü kalkışma karşısında;  vatan bütünlüğümüz, demokrasimiz ve Cumhuriyetimiz için hep birlikte yeniden milli mücadeleye başlamak zorunda olduğumuzu hatırlatıyoruz.

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği

Genel Merkez ve Şubeleri

Temmuz 2016